Saat Forumu-www.turksaatforumu.com - Saatlerin Hyde park'ı-Saat Sohbeti
 
TakvimAnasayfaGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İlk saatlerin özellikleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ooomegaa

avatar

Mesaj Sayısı : 395
Kayıt tarihi : 26/07/09

MesajKonu: İlk saatlerin özellikleri   Salı 8 Eyl. - 5:28

İlk cep saatlerine “Nürenberg Yumurtası” adı verilmişti. Gerçekte bu saatler yumurta biçiminde olmaktan çok yuvarlak bir kutuya benziyordu. Çok geçmeden çeşitli biçimlerde yapılmış saatlere rastlanır oldu. Bu arada bildiğimiz ve yuvarlak saatlerden başka yıldız, kelebek, kitap, yürek, zambak, palamut, haç ve kuru kafa biçiminde saatler de görüldü. Bu saatleı çoğu kez birçok değerli taşlarla da süslenirdi. Bu kadar güzel, bu kadar gösterişli saatleri ceplerde saklamak uygun olmayacağından bunlar bir kolye olarak boyunlarda, göğüslerde, hatta karınlar üstünde taşınmaya başlandı.

Cep çalar saatleri de gününde fazla ilgi görmedi. Çünkü bu saatler, her yarım saatte bir çaldıkları için sahibinin konuşmasına engel oluyorlardı. Belki de bu özellikleri yüzünden ortalıktan çekilip gittiler.

Sonraları iki İngiliz saatçisi, ancak tepelerinden bastırdığı an çalar saatler yapmayı başardılar.

Ardından da bazı saatçiler çalar saat yapmayı bir sanat haline getirdiler. Breget adlı çok ünlü bîr saatçi, saatin tepesi bastırıldığında önce saatleri, sonra çeyrek saatleri, daha sonra da dakikaları çalan bir saat yapmayı başardı. Bu, gerçekten olağanüstü bir şeydi. Elinizde olmayarak bu hüzünlü sesin bir başka evrenden, sizi yalnızca küçük bir altın kapağın ayırdığı gerçeküstü bir evrenden geldiğini düşünmeye başlıyordunuz. İngiiz Krallarından II. Charles, Fransa Kralı XIV. Louis’ye çok ustaca yapılmış bir çalar saat armağan etmişti. Bu saati yapan ustanın hüneri belli olmasın diye saatin kapağı açılmayacak bir şekilde yapılmıştı. Saati açıp makinesini görmek ve sırrını öğrenmek olanaksızdı.

XVI. Louis’nin saatçıbaşısı Mar-tigny, bu saatin sırrını öğrenmek için başvurmadığı yol bırakmadı. Ama bu çabalarından hiçbir sonuç elde edemedi. Ne var ki, Martigny inatçı bir adamdı. İşini arkasını bir türlü bırakmadı. Daha ne yapabileceirii düşünüp dururken, aklına o sıralarda çok yaşlanmış eski bir saatçi ustası geldi. Bu Jean Truchl, eski bir saatçi olup, yaşamının son günlerini Carmelit manastırında geçirmekteydi. Saati hemen bu yaşlı saatçiye gönderdiler. Fakat bunun kime ait olduğunu söylemediler. Truche, kolaylıkla saatin kapağını açtı ve İngiliz saatçi ustasının sırrını öğrendi. Bu yaptığı is için kendişine yılda 600 liralık bîr maaş bağlandığını Öğrenince yaşlı adamın ne denli şaşırdığını kolayca gözlerinizin önüne getirebilirsiniz.

Aradan yine yıllar, yüzyıllar geçti. İrili ufaklı birçok kentlerde çalar saatler ya da “Çalgılı” saatler ortaya çıktı. Bu saatlerden bazılarının yapılışı biraz da laternaları andırmaktadır. Saatin makinesi, tıpkı bir piyanodaki tuşların kalkması gibi çekiçleri kaldırmakta ve sonra da indirmektedir. Çekiçleri, çanların üzerine inmekte ve birtakım sesler çıkmasına neden olmaktadır.

Başka türlü yapılmış çalgılı saatler de vardı. Bunlar bir piyano gibi tuşluydu.

Çalgılı saatlerin bütün özelliği şudur: Çanlar, boy boy seçilmiştir. Çekiçle vurulduğunda bunlardan biri do, İkincisi Re, Üçüncüsü Mi, Dördüncüsü Fa vb. seslerini çıkarmaktadır. Bunlarla her türlü şarkıyı çalmak mümkündü. 30, hatta 40 canlı saatler bile vardı.

Bu çalgılı saatler bir dönemler, özellikte Hollanda’da pek modaydı. İnsanlar çok eski çağlardan beri bir sorun Üzerinde derîn düşünmekten geri kalmamışlardı: Acaba her zaman ve hiç değişmeden, aynı biçimde sürüp giden ne vardır? Kimileri buna karşılık olarak gün doğumundan eresi gün doğumuna kadar geçen sürenin hiç değişmediğini söylemişlerdir.

Bu gerçekten de doğrudur. Bir gün doğumundan ertesi gün doğumuna kadar geçen süre daima aynıdır. Bu nedenle de güneş esas alınarak saatler yapılmaya başlandı. Ama bu saatlerin uygun olmadığı çok daha önce de görülmüştü.

kimileri de bu soruya başka türlü karşılık verdiler: Bunlara göre, bin kabın içindeki su her zaman aynı sü-

re içinde akmaktadır. Bunların karşılığı da yanlış değildi. Yalnız su saatlerinin doğru işlemesi için su deliğinin tıkanmamasına dikkat etmek ve diğer bazı koşullara boyun eğmek gerekiyordu.

Yalnız, yine bundan önce gördüğümüz gibi en iyi su saati sayılan Ke-zibis saatleri bile, ancak saatleri gösteriyordu. Dakika problemi burada akla bile getirilmemişti. Bundan başka bu saatler pek çabuk bozulmaktaydı: Borulardan bir tanesinin tıkanması, saatin bozulmasına neden oluyordu.

Tokmaklı saatler daha basit ve daha güvenliydi. Ama burada da tokmakların eşit aralıklarla aşağı İndiğine pek güvenilemiyordu. Eskiden saatlerin şimdikinden fazla yalan söylemeleri bundan ötürüydü. Bu gibi saatlerin iyi İşlemeleri İçin onları çok dikkatle yapmak ve güneşle sık sık denetlemek gerekliydi.

Ne olursa olsun, bütün bu sayılan saatler nice başka örneklerden daha doğru olarak vakti
ölçebilirlerdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asiruh2009

avatar

Mesaj Sayısı : 432
Kayıt tarihi : 04/07/09
Nerden : İZMİR

MesajKonu: Geri: İlk saatlerin özellikleri   C.tesi 12 Eyl. - 5:03

güzel bilgiler ellerine sağlık...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İlk saatlerin özellikleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Romantizm ÖzeLLikLeri ve TemsiLciLEri
» Cemre Kemerin Özellikleri
» İşte burcunuzun en belirgin özellikleri!
» Açılar ve Özellikleri farklı bi açıdan :))
» Ağrının özellikleri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türk Saatforumu :: GENEL SAAT FORUMLARI-KOLEKSİYON-BİLGİ :: Mekanik Saatler - Mekanizmalar ve Teknik Bilgiler-
Buraya geçin: