Türk Saatforumu
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


Saat Forumu-www.turksaatforumu.com - Saatlerin Hyde park'ı-Saat Sohbeti
 
AnasayfaGaleriAramaLatest imagesKayıt OlGiriş yap

 

 Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER

Aşağa gitmek 
3 posters
YazarMesaj
Maurice Lacroix

Maurice Lacroix


Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 18/07/11
Yaş : 44

Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Empty
MesajKonu: Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER   Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Icon_minipostedÇarş. 7 Ara. - 12:08

1876 yılında tahta çıkan II. Abdülhamit`le birlikte Osmanlı Devleti`nin dış politikasında bir değişikliğin yaşanacağının da belirtileri hissedilmeye başlanmıştır. Yeni Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit Alman İmparatoru II. Wilhelm`e bir name-i hümayun (mektup) yollar. Mektupta kendisine iyi bir saat ustası yolmasını ister. Osmanlı Devleti ile ilişkilerini güçlendirmek için her fırsatı değerlendiren Alman İmparator, Johann Meyer`i Sultan Abdülhamit`e yollar. Belki de bir saatçi ustasının yollanmasında gösterilen hassasiyet, Osmanlı Devleti ile Almanya arasında güçlü ilişkilerin başlaması için küçük ama sağlam bir adım olur. Diğer yandan ise Johann Meyer`in İstanbul`a gelmesiyle, bugün 130 yılı aşmış Meyer Saatin öyküsü de başlar.

Sultan Abdülhamit`e saat ustası olarak yollanan Johann Meyer, 18 Kasım 1843 yılında Almanya`da doğar. İstanbul`a getirilerek saraya yerleştirilen Alman asıllı saat ustası padişah`ın isteğiyle başta Yıldız Sarayı`ndakiler olmak üzere İstanbul`daki saatleri tek tek elden geçirir, gerekli tamir ve bakımlarını yapar. II. Abdülhamit yaptığı iyi hizmetlerden ötürü Meyer`e 14 Aralık 1887 tarihinde iftihar madalyası ve beratı verir. Bu madalya daha sonra saatçilik sanatında yaptığı hizmetlerden ötürü Sanayi-i Nefise madalyasına yükseltilir. Aynı zamanda Sultan tarafından Saray Saatçibaşısı payesiyle ödüllendirilir. Bu arada Mayıs 1878 yılında Saraydaki görevine devam etmek koşuluyla Galata`da bir saat tamir dükkanı açmasına Sultan II. Abdülhamit izin verir. Alman Saatçi adıyla kısa zamanda İstanbul`da ün yapar. Padişahın saatleri ile ilgilenip gerekli bakım ve tamir işlerini yapan Meyer usta boş zamanlarında alaturka saat üzerinde çalışır. Dolmabahçe Sarayı Arşivi`nde MS.HHA-E.II/1501 numarada kayıtlı bulunan ve “Almanyalı Sâ`atçi Meyer tarafından Sultan II. Abdülhamit`e sunulan tarihsiz bir takrir bulunmaktadır. Belgede günümüz Türkçesiyle ve özetle Meyer “Avrupa`daki saat fabrikatörleri, zamanı alaturka olarak göstermek için kendi kendine ayar edilir bir saat imalinin olanaksız olduğunu beyan etmişler iken, bendeniz sekiz sene bu husus hakkında düşünüp uğraştıktan sonra, haddim olmayarak sorunu çözüp her gün güneşin batışına bağlı olarak kendi kendine ayar edilir bir saat imaline muvaffak oldum. Kendi icadım olan işbu saatin başlıca bölümleri, yüksek makamınıza incelenmek üzere ilişikte arz ve takdim kılınan resimlerde gösterilmiştir. demekte ve saatin kullanımı hakkında teknik bilgiler vermektedir.

Yaptığı bu çalışmalardan dolayı II. Abdülhamit tarafından 21 Mayıs 1896 tarihinde Johann Meyer`e 3. rütbeden Mecidî Nişanı ve beratı verilir. Saltanata iyi hizmet edenlere verilen Mecidî Nişanı`nın üzerinde Hamiyet, Gayret, Sadakat yazmaktadır. Boyuna asılan 3. rütbe bu nişanlar sahibinin ölümü üzerine, diğer Mecidî Nişanlar gibi hazineye teslim edilirdi.

Johann Meyer`in 1883 yılında İstanbul`da doğan oğlu Emil, İstanbul Alman Lisesi`ni bitirir. Baba Meyer, bilinçli ve ileri görüşlü birisi olarak oğlu Emil`i saatçilik alanında yüksek tahsil için Almanya`ya yollar. Böylece kendinden sonra Meyer Saat`in daha da güçlenerek devam etmesini bir bakıma sağlamış olur. Almanya`da saatçilik eğitimini ve alandaki yeni gelişmeleri öğrenen Emil Meyer, 1908`den itibaren babasının yanında çalışmaya başlar. II. Abdülhamid`in saltanatının sona ermesiyle birlikte, Johann Meyer`in de Yıldız Sarayı`ndaki görevi de bitmiş gözükmektedir. Birinci Dünya Savaşı`nın sonuna kadar Johann Meyer ve oğlu Galata`daki saatçi dükkanında çalışmaya devam ederler. Birinci Dünya Savaşı`ndan Osmanlı ve Alman İmparatorlukları yenilgiyle çıkmıştır. Bu kötü gelişmeler sırasında Emil Meyer İstanbul`dan ayrılmak ve Almanya`ya dönmek zorunda kalır. Emil Meyer 1919-1922 yılları arasında Münih`te Haber firmasını yönetir. Emil`in Almanya`da bulunduğu 1920 yılı 4 Ağustosu`nda Abdülhamit`in saatçibaşısı baba Johann Meyer ölür ve İstanbul Feriköy`deki Protestan Mezarlığı`ndaki ebedi istirahatgahına defnedilir.

1922 yılında İstanbul`a dönen Emil Meyer, babasının ölümüyle kapanan dükkanı yeniden açar. Böylece babasının bıraktığı bayrağı devralan Emil çalışmaya başlar. Bu arada Osmanlı Devleti yıkılır. Yeni kurulan Türk devleti ile birlikte sanayileşme hız kazanır, yeni fabrikalar açılmaya başlar. Bu fabrikaların güvenliğinden sorumlu olan bekçilerin kontrol edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu açığı tespit eden Emil Meyer, Almanya`da mevcut olan bu yeni gelişmeyi Türkiye`ye taşır. Böylece 1930 yılında bir ilke imza atan Meyer Saat, bekçi kontrol saatleriyle tanıştırır Türk fabrikalarını. Yeniliklerin devamı gelir. 1935 yılına gelindiğinde ise yine bir ilk gerçekleştirilir Meyer Saat tarafından. Bu yenilik ise işçi kart basma saatleridir. Böylece işçilerin mesai saatleri daha iyi kontrol edilebilecektir. Emil Meyer ile yeniden hız kazanan Meyer Saat Cumhuriyet döneminde yaptığı bu girişimlerle iyice ön plana çıkar. İşlerin büyümeye başlamıştır artık. Fakat Almanya ile yapılan ithalatta sorun çıkar. Bunun üzerine Bahçelievler`de şu an arazisi istimlâk edilmiş olan ilk saat fabrikalarını kurarlar. Abdülhamit`ten sonra Atatürk, İnönü ve Korutürk`ün de saat tamiratlarını yapar Meyer Saat.

İkinci Dünya Savaşı döneminde Meyer Saat için kötü bir olay yaşanır. Çok sayıda Almanla birlikte Emil Meyer`de ailesiyle birlikte 28 Mart 1944 `ten 22 Aralık 1945 `e kadar Kırşehir`de zorunlu ikamete yollanır. 1945 yılında İstanbul`a dönen Emil Meyer, Karaköy`de Tünel karşısında şu an yıkılmış olan yerde saatçi dükkanını yeniden ihya eder. 1954 yılında ölümüne kadar saatçi dükkanını işletir. Emil`in ölümüyle yerine oğlu Wolfgang, Meyer Saati`in yönetimine geçer. Wolfang Meyer de daha küçük yaştan itibaren babasının yanında çırak olarak başlar saatçilik mesleğine. Bir yandan İstanbul Alman Lisesine devam eden Wolfang, öbür yandan okuldan artan zamanlarını babası Emil Meyer`in dizinin dibinde saatçilik mesleğinin sırlarını öğrenmeye, tik tak sesindeki ahengi çözmeye çalışır. Emil Meyer de babasının izinden giderek oğlunun Almanya`da saatçilik mesleği üzerine eğitim almasını sağlar. Almanya`da eğitimini tamamlayan Wolfgang Meyer akabinde babasının yanında çalışmaya başlar. Babasıyla birlikte gittiği Kırşehir`de Anadolu Türk insanını yakından tanıma fırsatı bulur. Bu insanlarla birçok anısı olur Wolfang Meyer`in. Bu anılarından birisinde Wolfang Bey hastadır. Hasta olan Wolfang Meyer`i bir Türk köylüsü 10 kilometre sırtında taşıyarak doktora ulaştırır. Böyle bir hareketi Alman asıllı birinin kendi Alman soydaşına yapmayacağını belirterek Hıristiyan ve Alman olmama rağmen Müslüman bir Türk`ün kendisine böyle büyük bir iyilikte bulunduğunu her fırsatta dile getirmiş olan Wolfang Meyer bunu nasıl unutabilirim der. Bu anıyı bizimle paylaşan Meyer firmasının sahibi Nahsen Bey, Wolfang Meyer`in tam bir Türk hayranı olduğunu da sözlerine eklemektedir.

Kırşehir`e ailesiyle birlikte gitmiş olan Wolfang Meyer bir süre sonra şehrin saatçi ustası Neşet Usta`nın yanında ona yardımcı olmak üzere işe başlar. Böylece Neşet Usta ile dostluğa uzanacak bir arkadaşlık da başlar. Neşet Usta`nın yanında çalışırken başından geçen bir olay kendisin çok etkiler. Anadolu insanı için güven ve itimadın ne demek olduğunu, inançlar ve milliyetler farklı olsa da insanî değerlerin evrenselliğini gösteren bu olay gerçekten günümüz insanlarına da önemli dersler vermektedir. Nahsen Bey`in Wolfang Meyer`den aktardığı anı şöyledir: Neşet Usta bir gün iş icabı İstanbul`a gider. Dükkanı tabii ki yardımcısı Wolfang Meyer`e bırakır. Pazarın kurulduğu bir gün ihtiyar bir köylü elinde toprak bir çanak ile dükkana girer. Neşet Usta`yı soran köylüye Wolfan Bey, Neşet Usta`nın İstanbul`a gittiğini söyler. Bunun üzerine köylü buraya emaneten bir şey bırakmak istediğini söyler. Wolfang, arkada bir karanlık odanın bulunduğunu emanetini oraya bırakabileceğini belirtir. Karanlık odaya giden köylü dükkandan çıkarken emaneti eşek semerinin altına koyduğunu söyler. Akşam olur fakat ihtiyar köylüden ses soluk çıkmaz. Artık dükkanı kapatma vakti gelmiştir ama emanet sahibinin gelebileceği düşüncesiyle Wolfang dükkanı kapatmaz. Hava iyice kararmıştır ve köylü de gelmemiştir. Bunun üzerine Wolfang emanet yiyecek maddesiyse gece fareler bunu yer diye düşünür ve emaneti kontrol etme ihtiyacı duyar. Arka odaya gidip semeri kaldırdığında Wolfang Meyer çok şaşırır. Zira emanet bir kase dolusu altın paradır. Ne yapacağını şaşırır Bay Meyer. Zira paraya dokunamaz çünkü sahibi kendisine altınları sayarak emanet etmemiştir. Bırakınız saymayı ne bıraktığını dahi söylememiştir. Bu durum karşısında kaseye el süremez ve dükkanı da bırakıp gidemez. Çünkü dükkanın kepenkleri tahtadan olup rahatlıkla kırılıp açılabilecek mahiyettedir. Bu durum karşısında kendisine bırakılan emaneti koruma kaygısıyla, dükkanının önünden geçmekte olan bir Alman arkadaşına rica ederek evden yatağını getirtir ve saatçi dükkanında yatmaya başlar. Böylece aradan tam bir hafta geçer ve yeniden pazar kurulur. Öğle vakti emaneti bırakan ihtiyar köylü dükkana gelir. Wolfang Bey`e şeker ikram ederek arka odaya geçer ve bıraktığı yerden altın dolu kaseyi alarak dükkandan ayrılmak ister. Wolfang Meyer adama dönerek: Amca sen beni çok zor durumda bıraktın. Çanağın içersinde altın para olduğunu söylememiştin, şimdide de saymadan gidiyorsun. Sen hepsinin tamam olup olmadığını bilemezsen ben nasıl rahat ederim der. Adam geriye döner siyah gözleriyle sakin sakin bakarak Meyer`e: “Oğlum bu ne telaş. Neşet Usta sana güvenip dükkanı emanet etmiş, ben bu çanak için mi güvenmeyeceğim der ve dükkandan ayrılıp kalabalığın arasına karışır.

Babası Emil Meyer`den aldığı bayrağı 1981 yılına kadar taşır Wolfang Bey. Oğlu yoktur Wolfang Meyer`in fakat bu bayrağı kendisinden sonra taşıma görevini oğlu kadar çok sevdiği Nahsen Bey`e bırakmıştır. Nahsen Bey rençber bir ailenin oğludur ve saatlere büyük ilgisi vardır. İstanbul`a gelir ve Wolfang Bey`in saatçi dükkanına gider ve kendisine yanında çalışmak istediğini belirtir. Yaşının küçük olduğu iddiasıyla reddeder Wolfang Bey bu teklifi. Fakat Nahsen Bey bırakmaz peşini Bay Meyer`in. Yeniden gelir bir süre sonra saatçi dükkanına Nahsen Bey. Genç Nahsen`in gözlerinde kararlılığı ve azmi görmüştür tecrübeli saat ustası ve “geç bakalım tezgaha görelim bu işi yapabilecek yeteneğin var mı?der. Böylece başlar Nahsen Bey`in Meyer Saat`teki hikayesi. Nahsen Bey 1968 yılından itibaren Wolfang Bey`in yanından ayrılmaz ve tam 13 yıl boyunca saat tamir işinin inceliklerini öğrenir. Sadece saat tamir işini değil, iyi insan olmayı, dürüstlüğü, hakkaniyeti de öğretir Wolfang Bey yanında çalışan mesaî arkadaşlarına. Mesaî arkadaşlarına diyorum zira o hiçbir zaman patron gibi davranmaz etrafındakilere, misafirine kalkıp çayı kendi ikram edecek kadar mütevazıdır aynı zamanda.

1981 yılında ebedi yolculuğuna uğurlanır Wolfang Meyer. Ölümünden altı ay önce vasiyetini yazdırmıştır. Evladı gibi sevdiği Nahsen Bey`i yanına çağırır ve kendisine: Oğlum ben 72 yaşına geldim. Benim sülalemde 72 yaşını aşan yok. Yakında ölürüm. Biliyorsun benim oğlum yok ve benim ölümümle birlikte bu dede mesleğimiz sona erme tehlikesiyle karşı karşıya. Bilirsin seni evladım gibi severim. Benim senden ricam bu dede mesleğimizi devam ettir ve Meyer isminin unutulup gitmesini engelle der ve ilave eder ölünce vasiyetim okunduğunda sakın şaşırma şirketin %20`lik hissesini sana bırakıyorum haberin olsun der. Gerçekten de bu konuşmanın üzerinden ancak altı ay geçmiştir ki Wolfang Bey hayata gözlerini yumar. Wolfang Bey gerçekten bir hakkaniyet abidesi gibidir. Zira sadece Nahsen Bey`e değil muhasebecisine, sekreterine de önemli miktarda hisseler bırakır.

Wolfang Bey`in ölümüyle çok ortaklı bir şirket olan Meyer, kanun gereği AŞ. ticari unvanı alır. Çok ortaklılığın getirdiği sorunları aşan şirketin şu an tek sahibi Nahsen Bey`dir.

Değişen çağa ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmanın ayakta kalabilmek için şart olduğunu çok iyi tahlil eden Nahsen Bey, Meyer Saat`te bir dizi yeniliklere imza atmaya başlar. Emil Meyer nasıl ki işçi kart basma saatlerini getirerek bir yeniliğe öncülük etmiş ise Nahsen Bey de böyle önemli bir yeniliğe imza atmıştır. 1982 yılında Türk pazarına ilk elekro-mekanik işçi saatleri ithal edilir. 1986 yılına gelindiğinde ise Türk pazarına ilk bilgisayarlı PDKS sistemi ithal edilir. Yaptığı kaliteli işler ve üstün hizmetlerinden dolayı 1994 yılında Meyer Saat, Devlet tarafından ödülle layık görülür. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Meyer Saat 1999 yılında Türk pazarına ilk parmak izli PDKS sistemini getirir. 2004 yılına gelindiğinde ise Dünyanın Öncü Biyometrik Şirketleri İle İşbirliği içerisine giren Meyer Şirketi ertesi yıl yani 2005`te Meyer Yazılımları`nı İngiltere ve uzak doğuya ihraç etmeye başlar. 2006 yılında ise yine bir ilke imza atar Meyer ve Türkiye`nin ilk El-Damar Tanıma Sistemi`ni kurar. 2007 yılına gelindiğinde ise Meyer düşük ve yüksek frekanslı RFID çözümlerini üretir. 2008 de ise sinema filmlerinde gördüğümüz Türkiye`nin ilk 3 boyutlu yüz tanıma sistemini kurar. Meyer firması çalışanları günümüz sorunlarına çözüm bulmak ve ortaya çıkan ihtiyaçlara kolaylık sağlamak amacıyla teknoloji alanındaki çalışmalarına son hızla devam etmektedirler.

Zaman değişse, şirketin ilgi alanı biraz farklılaşsa da Meyer ailesinin Hakkımız olan ücretin dışına çıkmayalım. Hakkımızın dışına çıkmak yolda silahla adam soymaya benzer şeklinde sözlerini hiç unutmuyorlar. Nahsen Bey, iki oğlu ve onlarca çalışanıyla Meyer ismini her gün biraz daha güçlendirerek geleceğe taşıma azmi ve kararlılığı içerisinde. Bunu gerçekleştireceğine de hiç kuşkusuz inanmaktayım zira kendisi de Wolfang Bey`in geleneğini sürdürüyor ve şirket binasına girdiğinizde karşılaşacağınız ilk masada bir işçi gibi çalışanlarının arasında, müşterilerine daha iyi nasıl hizmet verebilirimin mücadelesini yapıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
BR-02

BR-02


Mesaj Sayısı : 408
Kayıt tarihi : 20/02/11
Nerden : Federal Almanya

Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Empty
MesajKonu: Geri: Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER   Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Icon_minipostedÇarş. 7 Ara. - 19:59

Bu güzel ve anlamli bilgiler icin tsk ederim.......
izninle bende vidyolar ve resim buldum sunuyorum...

her bölümü zevkle izledim, ve cok duygulandim. Ne güzel bir hikaye....

Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER 162039_101952756520606_3143619_n

1.bölüm



2.bölüm



3.bölüm



4.bölüm



5. ve son bölüm



En son BR-02 tarafından Çarş. 7 Ara. - 21:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
yusufduz

yusufduz


Mesaj Sayısı : 530
Kayıt tarihi : 06/05/10
Nerden : İstanbul

Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Empty
MesajKonu: Geri: Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER   Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER Icon_minipostedÇarş. 7 Ara. - 21:15

Bilgiler için teşekkür ederiz,Maurice Lacroix.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bir Osmanlı Saatçisi Johann MEYER
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Prior Osmanli Saatleri
» Bir Genç Bir de Eski Osmanli
» Osmanlı'dan Günümüze Saatler
» Osmanlı'da Saatler - süper bir video
» Osmanlı'da zaman ölçümü

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türk Saatforumu :: GENEL SAAT FORUMLARI-KOLEKSİYON-BİLGİ :: Saatler-Kültür ve Sanat-
Buraya geçin: